Okur dururum, gerçek yaşamlara bakar dururum…
Tarih boyunca insanlar biri birine işkence etmekten,
incitmekten, acımasız davranmaktan, ruhları rencide etmekten, savaşmaktan,
öldürmekten, sakat bırakmaktan yorulmamış.
Yıllar ve uygar yaşam teknolojinin her türünü insanlara sunmuş
ama ruhları iyileştirmeyi düşünmemiş. O yaralı ruhları daha çok yormaya,
hırpalamaya, kullanmaya, hatta bir canavar yaratmaya meyletmiş.
Kendilerini daha çok besletecek maddi ve manevi silahları hep
gündeme taşımışlar. Ders almak mı, ders yok! Amaç, hep üstün olmak… Sömürmek…
Güç gösterisi… Bir karış toprak… Efendi ve patron statüsüyle zemini
sağlamlaştırmak…
Yıllar bir garip akar ve kimse dönüp bakmaz, ders çıkarmaz!
İnsana, insanlığa yaklaşmak der dururlar. Çevre derler, çevreyi
yerinden oynatırlar. Kendilerine işletilen kuruluşları “insan hakları” “çevre,
doğa, hayvan hakları” vb. önümüze koyarlar ama içi boştur. Çünkü diktatörce
uygulamaya çalıştıkları hep acımasız yaptırımlardır.
Sonuçta sana, yaşamınla ve yok edilen yaşamlarla ödetmeye
çalıştıkları içi karanlık garip bir dünya sunarlar…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder