Kalem deyip geçmeyin.
Ne güzeldir dimdik duruşu
o kurşun kalemlerin (!)
Kalemtıraşla açarsın, kıvrıla kıvrıla düşer giysisinin bir
parçası
ve mis bir koku doldurur havayı
Sivrilen (!) uç, artık yazmaya hazırdır…
Divitin okka ile dolma kalemin mürekkeple uyumu da başka
güzeldir.
Masum dururlar, albenileri vardır, ta ki ele alıncaya kadar…
Kalem, el, beyin, yürek bir araya gelince çığlıklar yükselir
gökyüzüne…
Etraf der ki kaleme “sen masum değilsin! Cezanı çekmelisin!”
Halbuki bilmezler ki; masumiyet; saf, temiz, duyarlı, bilen,
gören, araştıran, korkmayan kişinin içini dışarıya dökmesidir…
Kalemle doğruları yazanın uyumu ve benzerliği işte budur!
Şimdi soruyorum…
Masumiyete reva görülen demir parmaklıkların isyanını
duyabiliyor musunuz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder