30 Eylül 2011 Cuma

Kitap ve Anı

Emanet Çeyiz’i bitirdim. Yazara en içten teşekkürlerimle…
İçinde; kendimden, aile büyüklerimden, çok şey buldum. Halam, “Dünyaya ışığı gören kız olarak geliyor” dediğinde; babam “Halası, sevinin, herkes gidecek bu kız size bakacak” demiş. Kitapta da böyle bir bölüm vardı. Ve kiraz ağaçları… Bu ağaçlar; dallarında evcilik oynadığım, ders çalıştığım, hayal kurduğum yuvamdı benim. Salıncak kurardık,  günün birinde ablam beni sallarken (benden üç yaş çocuk ablam) rotayı şaşırarak beni ağaç gövdesine çarpmıştı. O gün bugün deli doluyum. Ve kirazlar nasıl da güzellerdi, Haziran aylarında. Kıpkırmızı ve beyaz kütür kütür (Sonra İtalyanlar pastacılıkta kullanmak için tüm beyaz kiraz ağaçlarına el koymuşlar, iç piyasada çok az görünüyor). Üzerlerine çığ düştüğü zaman inanılmaz eğleniyordum. Su damlacıkları ile kırmızı kirazlar, yeşil yapraklar arasında; al beni-ye beni dercesine tüm çıplaklığı ile karşımda dururdu. Onlardan doğal kiraz küpeleri yapardım kulağıma, çingenenin kız kardeşi gibi…
Babam da, kitaptaki baba gibi, “Bahçe tek meyva ile olmaz” diye düşünmüş ve binbir meyva dikmiş bahçeye.
O ağaç gövdeleri ile minik-sıska bedenimle dans ediyordum…Daha neler neler…
Bunlar sadece benim yaşadıklarım, ya dinlediklerimle yaşanılanlar…

19 Eylül 2011 Pazartesi

Eylül

Eylül, masmavi sulara laciverti de katarak nasılda güzel görünür. Köprüden geçerken İstanbul'u seyre dalmak keyiflerin en güzelidir. Elimdeki kitap bile İstanbul'u okur bıraktığım yerde soluk soluğa..Sağ şeride benim için geçen değerli insanı hatıırlarım, her grup vakti saçlarıma ışıklar dolar ve ben gene aşk içinde yaşarım.

18 Eylül 2011 Pazar

Yazmak...

Yeniden başlamak mı, yoksa eskileri ele alıp düzenlemek mi.?
Yazılacak ne çok şey var; insanı ele almak ayrı, doğayı tutku ile seyretmek ayrı, düşünceleri yerli yerine oturtup sıra sıra cümlelerle birşeyler anlatabilmek çok daha anlamlı olacaktır diye düşünüyorum.
Eskiden kalem kağıt muhabettine bayılırdım. Şimdi de öyle. O ahşap kurşun kalem ve kağıt kokusu ne güzel uyum içinde birbirine gülümserdi. Neden teknoloji?
Teknoloji ile bu kadar iç içe olmak...Hiç istemezken gelip oturdu dünyama. Kalıcılık mı, işin kolayına kaçmak mı o da belli değil şimdilerde.
Öyle ya da böyle yazmaya başlamak; kelimelerle kurulan dostluklar. Gece yarısı anlamlı bir cümle ile uyanmak ve onu sabaha taşıyabilmenin çabası. İşte o nedenle kalem ile kağıt vazgeçilmezim benim.
Sevgiliye dokunmak gibi sıcak ve anlamlı.