İçinde; kendimden, aile büyüklerimden, çok şey buldum. Halam, “Dünyaya ışığı gören kız olarak geliyor” dediğinde; babam “Halası, sevinin, herkes gidecek bu kız size bakacak” demiş. Kitapta da böyle bir bölüm vardı. Ve kiraz ağaçları… Bu ağaçlar; dallarında evcilik oynadığım, ders çalıştığım, hayal kurduğum yuvamdı benim. Salıncak kurardık, günün birinde ablam beni sallarken (benden üç yaş çocuk ablam) rotayı şaşırarak beni ağaç gövdesine çarpmıştı. O gün bugün deli doluyum. Ve kirazlar nasıl da güzellerdi, Haziran aylarında. Kıpkırmızı ve beyaz kütür kütür (Sonra İtalyanlar pastacılıkta kullanmak için tüm beyaz kiraz ağaçlarına el koymuşlar, iç piyasada çok az görünüyor). Üzerlerine çığ düştüğü zaman inanılmaz eğleniyordum. Su damlacıkları ile kırmızı kirazlar, yeşil yapraklar arasında; al beni-ye beni dercesine tüm çıplaklığı ile karşımda dururdu. Onlardan doğal kiraz küpeleri yapardım kulağıma, çingenenin kız kardeşi gibi…
Babam da, kitaptaki baba gibi, “Bahçe tek meyva ile olmaz” diye düşünmüş ve binbir meyva dikmiş bahçeye.
O ağaç gövdeleri ile minik-sıska bedenimle dans ediyordum…Daha neler neler…
Bunlar sadece benim yaşadıklarım, ya dinlediklerimle yaşanılanlar…