Yaşam içinde insanlar, kendine yer edinebilmek için türlü hilelere
başvuruyor. Yaş olarak olduğundan daha küçük, tahsil olarak bulunduğu eğitimin
üstünde mezun, madde olarak bulunduğunun üstünde zengin, karakter olarak beş
para etmez kişilikte. Aldığı maaşını hayat arkadaşından saklayan, kasasını
dolandıran, bulunduğu çalışma ortamında olan pozisyonundan daha iyi mevkii de olduğunu
söyleyen, birsürü hile ve düzenbaz ile bir arada olabilmek ne kadar zor ve
yıpratıcıdır.
Kime neyi ispat etmeye çalışıyorlar çok merak eder dururum. Etrafimizda yaşayan,
sinmeye çalışan bu insanlara göz yummak ise bizleri rahatsız eder, onlar ise
yeni yalanları sıralamakla meşguller, kendileri inanıyor, var olan şeytani çirkinliklerini
ve kapasitesizliklerini tertemiz insanlara bulaştırmaya çalışıyor bir de etraflarındakileri
inandırmaya çalışıp, üste çıkıyorlar. Meyva vermeyi bırakın bir kenara, meyva
veren ağaçları ellerinden geldiğinde taşlayıp duruyorlar.
Hep sormuşumdur kendi kendime ve anlayan güzel insanlara “nasıl rahat uyku
uyuyorlar ve nasıl insanız diye dolaşıyorlar?” Başkalarını kandırmak çok kolay,
yalanları inandırarak sıralarsın ama kendileri ile başbaşa kaldıklarında hesaplaşmaları
yok mudur? Aynaya baktıklarında ne görürler acaba?
Halbuki, bir bilseler; dürüstlük, açıklık , temizlik, göründüğü gibi
olup, olduğu gibi görünenlere nasıl güzel bir duruş verir. Pırıl pırıldır
yüzleri, dimdiktir duruşları, gözlerinin içi güler yalansız yaşamlarında. Onları
rahatsız edecek hiçbir şey yoktur, hesapları-kitapları hep alnında yazılıdır,
bakınca görürsün ve ince ince okursun.
Ama yalanlarla beslenenlerin duruşu bile eğri-büğrü, alt yapıdaki güvensizlikleri
falsolarla, çirkin bir dünyanın işaretleri bedenlerinin her bir
tarafını izlerle doldurmuştur, farkında değiller...