23 Ağustos 2019 Cuma

İnsanlar konuşmalı!


Yakınında ya da uzağında her kim ile sorunlar ve sızılar varsa geride, ötede, içte, dışta insan hiç bir şeyi içinde tutmamalı, anlatmalı, yanlışı doğruyu ifade etmeli ve hem kendinde hem karşısındakilerle olan sorunu çözmeli! Başka konuların, olayların, insanların arkasına saklanmamalı!
Kendimizle baş edebilecek, bir tek biz varız. Rakibimiz sadece kendimiziz, bir başkası değil.
O zaman kendimizi korumak adına öncelikle özümüzle barışmalı, onu affetmeli ve çok sevmeliyiz! Hata diye bir şey yoktur, herkes hata yapar ve hatalar her zaman bizim öğreticimizdir. Hatalarla yüzleşmeliyiz, bunu yapabilirsek karşımızdakilerle daha rahat diyalog kurabilir, onlara hak ettikleri değeri verir (!) ve çok rahat affedebilir ve kendimizi özgürleştirebiliriz. Burada karşımızdakileri affetmekten öte kendimizi özgürleştirmektir aslolan.
Yaşamın tam orta yerinde birçok şeyin farkına varıp kendimizi eğip, büküp, düzeltip, güçlü, doğru, sağlam, yıkılmaz kılmalıyız. Karşımızdakilerin özel alanlarımıza, düşünce ve duygu dünyamıza girmelerine müsaade etmemeliyiz. Destek ve yardım istemedikleri müddetçe böyle bir öneride bulunmamalıyız.
İçte tutulan, içte yaşamaya çalışılan her şey kocaman bir tıkanıklıktır. Yorar, tıkar, boğar ve kendimizle birlikte birçok ilişkimizi öldürür. Birçok konuda ileriye veya kişilere bir adım atılmazken, iki adım hatta 4-5 adım atılsın diye beklemek nasıl bir lükstür? Dev aynası ile göklerde muhabbet bu mudur acaba? :)

Bildiğim bir şey varsa sevgi ile yaklaştığın, kucak açtığın, doğru ve tertemiz baktığın özün, sana en yakın olan sığınağındır. Gelenler, gidenler, yanında olanlar, arayanlar, soranlarla yaşam sadece 3 ya da 4 güne sığan düğün ve bayram…

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Sevgi, sadece 'seviyorum' demek midir?


Sevgi başka bir şey…
Sevmek sadece ‘seviyorum’ demek değildir.
Çoğu insanlarımızın ağzından düşürmediği, sayfalara aktardığı, bol keseden sevgi dağıttığı, içi boş sözcüklerle kendini kandırdığı sevgi, sevgi midir?
Peki, sevgi nedir? Sevgi, sizin göz bebeğinize, ruhunuza ve beyninize ne fısıldıyor?
Sevin, sevmek çok güzel ama o yere göğe sığdıramadığınız sevgi, size sevdiklerinizin ruhunu örseleyin, gururuyla oynayın, güvenini sarsın, aldatın, kandırın, dövün, yara-bere içinde, elsiz, kolsuz, evsiz, yiyeceksiz mi bırakın diyor? 
Köksüz, dalsız, yapraksız, çiçeksiz, meyvesiz mı bırakın diyor?
Kanatsız, kuyruksuz, patisiz mi bırakın diyor?
Sular akmasın, hayat vermesin, kaynakları kurutun mu diyor?
Denizler temiz kalmasın, içine mıçın, pisliklerinizi boşaltın mı diyor?
Ormanları yakın, ağaçları kesin, kuş seslerini duymayın, rüzgarın tatlı esintisini hissetmeyin,  gölgesinde dinlenmeyin mi diyor?
Güneşin yolunu kesin, ısıtmasın, aydınlatmasın mı diyor?
Sevgi, sizlere ne diyor Allah aşkınıza…

Sözde olan, farkına varılmayan, ruha karışmayan, bilinç oluşturulmadan yaşanan hiçbir sevgi sevgi değildir! Ancak kör, sağır, dilsiz bir şekilde kendini, günü kurtarmaktır bunun adı…

300 senelik bir palamut meşesinin/meşelerin, çınarların dibine beton suyu ve betonun dökülmesine göz yumanlar, bu ağaçların bu zulme dayanamayacağını bilmiyorlar mı, elbette biliyorlar ama kimin umurunda.. Bir aptal altın, kadınların ellerini, boynunu süslesin, adamların boynunda ve bileklerinde, evlerindeki altın varaklı yaşamın içinde yer alıp onları zengin göstersin  diye tüm canlıların sağlığı nasıl tehlikeye atılır?
Son zamanlarda rüyalarımda zeytin ağaçlarını, meşeleri, hayvancıkları ağlarken görüyorum. Ne acı!
Anlamak mümkün değil… Bilin ki gideceğiniz yer 2 metrelik bir toprak yığını, belki sizi yiyecek böcek bile bulmayacaksınız, bedeniniz belki toprağa bile karışamayacak, zombi gibi duracaksın, öylece...

Bilincin olmadığı yerde sevgi olamaz!
Her zaman söylediğim gibi benim Allahım sizin inandığınız, inandırmaya çalıştığınız Allah değil, benim sevgim de ulu orta orada burada laf olsun diye dolaşan sevgi değil!