Gerçek İstanbullular kaçıyor… Apartmanımızdan giden üçüncü
aile bu!
Konuştuğumda; “Doğduğumuz, büyüdüğümüz yere yabancı kaldık,
ya onlarla olacaksın/onlar gibi düşüneceksin ya da çekip gideceksin!
Eleştirdiğimiz bu düzene çekilmek istemiyoruz” diyen, hüzün dolu gözler…
Evet, etrafa bakınca benim gibi onların da midesi bulanıyor.
Alkışlamak isteyen alkışlamaya devam etsin, kentsel dönüşümü, yeni ve çok
katlı, balkonsuz, ruhsuz, karanlık apartmanları ve elbette ki, söylev çeken,
çözüm üretmeyen yönetenleri… Amaç; düzgün insanları yerinden yurdundan edip, bu
güzel İstanbul’a paranın gücü ile
yerleşip, yabancılaştırmak, olan güzellikleri de yok etmek değil mi? Estetik mi,
sanat mı, tarih mi, seviye mi, düzgünlük mü? Zaten yok olan istenemez ve sahip
çıkılamaz ki… Alık bakan, dinleyen, farkına varmayan, ekmek ve makarnayla
beslenen dümdüz insanlardan ne beklenir ki…