22 Şubat 2016 Pazartesi

İstanbullular...

Gerçek İstanbullular kaçıyor… Apartmanımızdan giden üçüncü aile bu!
Konuştuğumda; “Doğduğumuz, büyüdüğümüz yere yabancı kaldık, ya onlarla olacaksın/onlar gibi düşüneceksin ya da çekip gideceksin! Eleştirdiğimiz bu düzene çekilmek istemiyoruz” diyen, hüzün dolu gözler…

Evet, etrafa bakınca benim gibi onların da midesi bulanıyor. Alkışlamak isteyen alkışlamaya devam etsin, kentsel dönüşümü, yeni ve çok katlı, balkonsuz, ruhsuz, karanlık apartmanları ve elbette ki, söylev çeken, çözüm üretmeyen yönetenleri… Amaç; düzgün insanları yerinden yurdundan edip, bu güzel  İstanbul’a paranın gücü ile yerleşip, yabancılaştırmak, olan güzellikleri de yok etmek değil mi? Estetik mi, sanat mı, tarih mi, seviye mi, düzgünlük mü? Zaten yok olan istenemez ve sahip çıkılamaz ki… Alık bakan, dinleyen, farkına varmayan, ekmek ve makarnayla beslenen dümdüz insanlardan ne beklenir ki…

20 Şubat 2016 Cumartesi

Duygu

Bir çıksam yollara, serin rüzgara versem yüzümü, soğuk bedenimi titretse, içim titremese, gene ne canlar/canlılar gitmiş diye düşünmesem, görüp-duyup-okuyup üzlmesem... Sabah yapacağim en güzel şeylere odaklansam, yaptıklarım keyif verse bana, paylaşsam, mutlu olsam, mutluluğu yayabilsem, küçücük dünyama sığsam/sığabilsem, özgürlüğü koklasam, barışınn sevecenliği yayılsa evrene, çiçekler saçılsa yerlere, gökyüzü yıldızlarla parlasa, kaymasa tek tek, kaybetmesek sevdiklerimizi, gencleri, insanları, doğayı, yüreğimizi, sevecenliğimizi, dürüstlüğümüz, doğamızı/doğallığımızı... İnsan olsak olabilsek, yüreğimiz en iyiye yol alsa... En içten, pırıl pırıl ses duyabilsek, sıkışmasak dört duvara, dört tekerlekli arabalara, modern dedikleri alet edavata bağli kalmasak, yola çıksak, yol katetsek, varsak varmak istedigimiz güzelliklere... Ölüm/öldürme/yok etme olmasa...Of of ki of!...