8 Haziran 2020 Pazartesi

Konya-Ereğli Sümerbank ve Şeker Fabrikası


Abimle bir sohbet esnasında köy enstitülerini, buradan yola çıkarak Atatürk’ün ne kadar uzağı gören, stratejilerini iyi koyan, milli gelir ve dayanışmaya dayalı yaptırımlarının olduğunu bir kez daha saygı ve sevgiyle anımsadık.

Konya- Ereğli babamların muhacir olarak üç ayrı şehirden sonra gelip yerleştikleri yerdi. İstanbul’a geldiklerinde Balkan savaşı, İzmir’e gittiklerinde Yunan savaşı ortaya çıkmış. Kayseri’ye gitmişler, orayı hiç sevmemişler ve sanırım tarıma en elverişli topraklar olarak Ereğli’yi düşünmüşler. Bir Anadolu kasabası olan bu yeri daha modern, düzgün, üretilenlerle kendi kendine yeter hale getiren, atanan başarılı yöneticileri de rahmetle anmak gerekir sanıyorum.

Bu ara babamın da bir Atatürk hayranı olduğu, onun felsefelerine, ülke sevgisine, kasabayı kalkındırma, ağaçlandırma, eğitime destek amaçlı yaptığı katkılar, bölge bölge oluşturdukları birleşme-dayanışma girişimleri ve desteğinden de bahsetmeden geçmeyeceğim. Yıllar sonra bulduğum, annemin sakladığı makbuzlar ve yazılardan okullara, STK’lara yaptığı bağışlar her birimizi gururlandırmıştır. İyi ki Atatürk’ü çok iyi anlayan ve CHP’li olan o babanın çocuklarıyız.

Abimle çocukluğumuz döneminde Sümerbank fabrikasını ve o dönemde sunulan olanakları konuştuk. Aynı dönemde olmasa da 4-5 sene sonrası şeker fabrikası da kurulmuştu. Elbette biliyordum bunları ama bilmediklerim daha çokmuş.
Şöyle ki;
Fabrikaların etrafı yemyeşil, içinde her çalışan için iki katlı lojmanlar, dinlenme yerleri, çalışan kadınlar için kreş, fabrika çalışanlarının daha verimli çalışılabilmesi için spor salonu “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” ilkesi ile oluşturulmuş. Çalışanların ve tüm Ereğli halkının yararlanabileceği, sanat ve kültürlerini artırmak, başka şehir ve ülkeleri tanımak amacıyla kurulmuş olan sinema ve kütüphane. İlk siyah-beyaz yerli ve yabancı filmleri Sümer Sineması’nda izlemiştik. Belgin Doruk, Ediz Hun, Muhterem Nur, Fatma Girik, Sadri Alışık, Ayhan Işık, Yılmaz Güney ve diğerleri ile sinema sahnesinde tanıştık! Başka ülkelerin de duygularının olduğunu Rüzgar Gibi Geçti, Kazablanka, Raj KapoorSophia Loren ile Güneş Çiçeği’nde öğrendik…


Yerli üretimi tanıtmak, yaymak, kullanımlarını sağlamak için kooperatif kurulduğunu ve her detayın ince ince düşünüldüğünü yaşadık.

Yanı sıra hem çalışanların çocukları hem de tüm kasaba halkı için Sümer ilkokulu açılmış. Kooperatiflerde de tüm Sümerbank fabrikalarının ürettiği yünlü kumaşlar, basma, pazen, battaniye, Amerikan bezi, çarşaf ve nevresim için özel dokuma kumaşlar, pikeler mevcuttu. Hatta ayakkabı atölyesi bile kurulmuş, herkesin alabileceği makul rakamlarla satılmaya başlanmış.  Bu imkandan sadece fabrika çalışanları değil, tüm kasaba halkı yararlanmış. (Evde hala özenle sakladığımız çarşaflar vardır). Birçoğunu kullanmamıza rağmen sağlamlığından hiçbir şey yitirmediler.

Yine o dönemde futbol sahası kurulmuş, iyi futbolcular yetişmesi için teşvik edilmiş. Dönemin ünlü güreşçilerinin geldiği ve milli sporumuz olan unutulmaması gereken güreş yarışmalarının düzenlendiği platformlar oluşturulmuş. Müsabakalara katılan güreşçiler yetişmiş.

Ayrıca ve en önemlilerinden biri olan fabrika akarsu üzerindeki santralden elektrik üretilerek, Ereğli’nin karanlık gecelerden kurtulması, daha aydınlık günler yaşaması (!) ve yaşama daha aydın bakması için kasabaya elektrik ağı tesis edilmiş.
Epey zaman önce bir Anadolu kasabasında çağdaşlığa adım atmanın temelleri bu şekilde atılmış, sahip çıkılmış, kendi kendimize yetmemiz sağlanmış. Şimdilerde ise Atamızdan miras kalan bu milli değerlerimizi, gelirlerimizi, kuruluşlarımızı, üretip, ihraç ettiklerimizi sadece kitaplarda, eski gazetelerde okuyor ya da üzülerek anılarımızda canlandırıyoruz.  

Aslında bakınca sadece Konya Ereğli değil, ülkenin bir çok yerinde açılan fabrikalar, tarım ve hayvancılık alanları yok edilmiş, sanat ve kültür yobazca eleştirilmiş, kurulan binalar, açılan alanlar şuursuzca kapatılmış, satılmış, yıkılmış ve yok edilmiştir.

İleriye gittiğimizi sandığımız farklı bir zihniyet ve betonlar arasında sürünen hatta sürünemeyen milli gelirlerimizin yok edilmesiyle ne kadar gerilerde olduğumuzu görüyoruz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder