18 Mayıs 2018 Cuma

Ben'i iyileştirmek


Yaşam sadece günü kurtarmak değildir. Gün içinde yaşadıklarımızı, yaptıklarımızı, düşüncelerimizi, tartıştığımız konuları, akşam yemeğinden sonra, temiz bir örtü yayıp, masaya yerleştirerek, onlarla hesaplaşmayı adet haline getirsek… Ya da yatağa yattığımızda, yumuşak bir yastığa kafamızı koyup, gözlerimizi kapatıp, özeleştiri yapabilsek… Karşımızdaki insanları suçlamak yerine ‘ben’i birazcık irdeleyebilsek; ‘ben’imiz nerelerde tavan yapmış, ‘ben’i neden olduğu gibi bırakıyorum, neden onu az da olsa birazcık iyileştiremiyorum, sen’e dönüştüremiyorum, sorularına cevabımız olmalı! O zaman, belki daha iyiye yolculuğumuzu başlatmış oluruz, ne dersiniz?

İnsan büyüyünce yaş almakla kalmayıp, olgunlaşmalı! Her şeyi bilirim, bir tek benim doğrum var, en iyi ben yaparım, en iyi ben kullanırım, ben kimseyi rahatsız etmem (deyip, ettiğinin farkında olmayan), sevgi doluyum, herkes beni sever cümleleri sadece yüzeye dokunmak, yüzeylerde dolaşmaktır… Bu gibi vazgeçemediğimiz duygu ve düşünceler, tepkiler, geçmiş ve gelecekteki hesaplaşmalarla değil, empati yaparak diyalogda olduğumuz insanların hassas köşelerine biraz göz atarak, sevgiyi sözde değil, özde yaşayarak, insanların ruhunu görmeye ve onları ayakta tutmaya meylederek ilerlersek daha güzel çizgiler yakalamış oluruz. Belki çok fazla bedel ödüyoruz ama bir insanın yüzünde uçuşan kelebekleri görmek, sonuna kadar sana güveniyorum demesi çok daha anlamlı değil midir?
Ortada dolaşan, gündemlerinde ve yaşanılan günlerde, var olan zayıf noktaları; hassasiyetin üzerine giderek, kıskandırmaya çalışarak değil, onların üzerinde durmadan, kafalarını başka taraflara çevirmelerine yardımcı olmak için efor sarf etmek çok daha doğru olmaz mı?

Şaşırmak istemiyorum ama hala şaşırıyorum!  Üzülmek istemiyorum ama hala üzülüyorum!
Bir şeyler değişsin diyorum ama değişmediğini görüyorum…