Çoğu insan konunun ne olduğunu, ana hatlarını kişiye anlatmadan,
o diyaloğu kurmadan neden mesafe konması gerektiğini dile getirmeden tavır
almayı tercih ederler.
Özellikle değer verdiği insanlarla konuşmak, kendini anlatmak,
karşındakini anlamaya çalışmaktan dem vurur (yani empati dediğimiz kelime dillerden
düşmez) ama bir çocuk edasıyla küserler.
Sevgi derler, sevgiyi bilmezler. Sadece yüzeyi severler (!)
Saygı derler, saygıyı bilmezler.
Değer derler, tartıları havada sallanır.
Duyarlılık derler, diken battığı zaman ah ederler.
Özen derler, kabaca siler süpürürler.
Hoşgörü derler, anlamını kavramadan Mevlana’nın sözünü masaya
koyarlar.
Paylaşım derler, paylaştıkları sadece kendi sorunlarıdır,
dinlemezler. Ya da fazlalıklarını insan önüne atarlar.
Mütevazılık derler, narsistlikleri köşede bekler.
Doğruluk derler, dakika
geçmez (!)
Ketumiyet derler, her şey yollardadır.
Derler ve yine derler… :(
Anlamadım, anlayamam!
Eeee o zaman?