17 Eylül 2018 Pazartesi

Özlemlerimiz mi oldu ne?

Zafer Gözde'nin sorgusunun dile dökülüşü... :)

Plastik bizim eve hiç girmedi diyebilirim. Bakır kazan, bakır leğen bulunurdu. Çok sonra annem çamaşır sepeti almıştı.

Su testileri vardı, su bitince yenisi doldurulurdu. Petler gibi boşaltıp çöpe atmazdık. Turşu, reçel, salça için toprak çömlekler bulunurdu, bitince sonraki sene için saklanırdı, atılmazdı. Çuval içinde un, şeker, pirinç vs. Ya da anacığımın elleriyle diktiği keselere konurdu (hala birkaç tanesini içine erzak koyup saklarım), ağzı bağlanır ve kilerde (kerpiç kilerler buzdolabı soğukluğunda, tertemiz, doğal) saklanırdı. İçine girince birbiriyle uyumlu mis gibi kokular yayılırdı.

Kuyudan kullanmak için su aldığımız kova çinkodan yapılmış bir taşıyıcıydı. Buzdolabı yoktu, karpuzları yıkar, file ile kuyuya sarkıtır, 1 saat sonra buz gibi alırdık.

Çarşı filelerimiz olurdu, görgüsüzlük olmasın diye mutlaka kese kağıdına konur, o şekilde fileye bırakılırdı.
Evet sebze ve meyve artıklarını güle oynaya komşunun ineklerine verirdik, mo’lara elimizle yedirmek müthiş bir keyifti. Ekmek artıkları…vb. tanelerle tavuk ve kuşlar beslenirdi. Etlerin kemikleri de bobicikleri şenlendirirdi…

Kullanılmayacak kağıtlar, ceviz, fındık vs gibilerin kabukları çıtır çıtır sobada yakılırdı. Zeytin yağı tenekelerine çiçekler ekilirdi.

Çamaşır yıkandıktan sonra arda kalan közde yemek, özellikle kabuklu patates içine gömülür, lezzetine doyum olmazdı. Bakır çaydanlık ve demlikte çay, bakır cezvede kahve pişer, mangallarda ve soba üstünde ekmek kızarırdı. Aaa sahi bir de sacayağımız vardı. :)

Halis muhlis tarlalarda gördüğümüz buğdaylar değirmene gider, öğütülür, çuvallara konur ve getirilirdi. Saçta yapılan ekmeğin, yayık tereyağı ile birlikte sıcacık yenmesi, yanına bir de taze ceviz katkısı ile lezzetine doyum olmazdı. Ya anacığımın, ablalarımın yaptığı tel tel Boşnak böreklerinin kokusu taa sokağın başından burnumuz, ardından gözümüz ve midemiz için hazırlanmış muhteşem bir şölendi.

Ah o kokular, ah o doğallık!!!

Aslında bizler, hiç bir şeyin israf edilmediği bir yaşama bağdaş kurmuştuk. Son yılların naylon poşetlere girmiş yiyecekleri, onların albenisizliği, lezzetsizliği ile baş edebilmenin yollarını bulmaya çalışmak az da olsa yaşamımıza gülümseme getirebiliyor. Saksıda yetiştirilen semizotu, fesleğen, nane, kekik, maydanoz, soğanın bile farklı bir lezzeti var...

Ooo, anlatılacak ne çok şey var. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder