Yaşam hızla koşar adım yürüyüp gidiyor. İşte Kasım ayı bile
geldi, sene bitmek üzere…
Taşlar, kumlar, dağ, tepe, cadde, sokak derken dolanıp
durduğumuz yerlerde nasıl izler bıraktığına arkamıza dönüp bakmıyoruz bile…
Zamanın ayak izlerini kaybediyoruz, kendimizi kaybettiğimiz
gibi…
Bakabilsek biraz daha akıllı, biraz daha duyarlı, biraz daha
özenli, biraz daha düşünceli belki biraz daha BİZ olacağız.
Hoyratız!
Zamanı değer bilmezlere harcadığımız ve harcattığımız gibi tüm değerlerimizi de harcıyor ve harcatıyoruz ve hatta tüketiyor/tükettiriyor, hırpalıyor/hırpalatıyoruz.
Zamanı değer bilmezlere harcadığımız ve harcattığımız gibi tüm değerlerimizi de harcıyor ve harcatıyoruz ve hatta tüketiyor/tükettiriyor, hırpalıyor/hırpalatıyoruz.
Hey ben kimim? Hey sen kimsin?
Bunlara vereceğimiz cevapları; kendimize zaman ayırıp, sevgiyle ve
sağlıkla sarmaladığımız bakışımızı, ruhumuzun derinliklerine yaymalıyız-ki,
şifa bulalım/buldurtalım.
Şu ara en çok dikkat etmemiz gereken konu tasarruf etmek.
Pahalılık aldı başını gidiyor, üretim yok denecek kadar az. İklim değişti,
yağmur bile yağamıyor. Nasıl beslenebilir ki toprak? İşsizlik, yoksulluk,
çaresizlik inanılmaz!
Bu durumda benim tasarrufum herkesin tasarrufu olmalı! Burada
sadece ben’i değil, seni, bulunduğumuz iş ortamını, yaşadığımız aile
fertlerini, arkadaş ve dostlarımızı, şehrimizi, ülkemizi ve dünyayı da düşünmemiz
gerekir.
Almanın, harcamanın, görmezden gelmenin, atmanın, yok etmenin
sınırı yok.
Gerçekleri görmeliyiz, her gün üzerimizde bir karabasanla yaşıyoruz.
‘Çok hızlı ilerledik, ruhlarımız geride kaldı, ruhlarımızı
bekleyelim’ der, yaşlı Aborjin
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder