Yakınında ya da uzağında her kim ile sorunlar ve sızılar varsa geride, ötede,
içte, dışta insan hiç bir şeyi içinde tutmamalı, anlatmalı, yanlışı doğruyu
ifade etmeli ve hem kendinde hem karşısındakilerle olan sorunu çözmeli! Başka
konuların, olayların, insanların arkasına saklanmamalı!
Kendimizle baş edebilecek, bir tek biz varız. Rakibimiz sadece kendimiziz, bir başkası değil.
Kendimizle baş edebilecek, bir tek biz varız. Rakibimiz sadece kendimiziz, bir başkası değil.
O zaman kendimizi korumak adına öncelikle özümüzle barışmalı,
onu affetmeli ve çok sevmeliyiz! Hata diye bir şey yoktur, herkes hata yapar ve
hatalar her zaman bizim öğreticimizdir. Hatalarla yüzleşmeliyiz, bunu yapabilirsek karşımızdakilerle
daha rahat diyalog kurabilir, onlara hak ettikleri değeri verir (!) ve çok
rahat affedebilir ve kendimizi özgürleştirebiliriz. Burada karşımızdakileri
affetmekten öte kendimizi özgürleştirmektir aslolan.
Yaşamın tam orta yerinde birçok şeyin farkına varıp kendimizi
eğip, büküp, düzeltip, güçlü, doğru, sağlam, yıkılmaz kılmalıyız. Karşımızdakilerin
özel alanlarımıza, düşünce ve duygu dünyamıza girmelerine müsaade etmemeliyiz. Destek
ve yardım istemedikleri müddetçe böyle bir öneride bulunmamalıyız.
İçte tutulan, içte yaşamaya çalışılan her şey kocaman bir
tıkanıklıktır. Yorar, tıkar, boğar ve kendimizle birlikte birçok ilişkimizi
öldürür. Birçok konuda ileriye veya kişilere bir adım atılmazken, iki adım
hatta 4-5 adım atılsın diye beklemek nasıl bir lükstür? Dev aynası ile göklerde
muhabbet bu mudur acaba? :)
Bildiğim bir şey varsa sevgi ile yaklaştığın, kucak açtığın,
doğru ve tertemiz baktığın özün, sana en yakın olan sığınağındır. Gelenler,
gidenler, yanında olanlar, arayanlar, soranlarla yaşam sadece 3 ya da 4 güne
sığan düğün ve bayram…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder