19 Kasım 2018 Pazartesi

Hayatıma Dokunanlar - 1


Ailem dışında beni birkaç adım daha ileriye götüren, hayatıma dokunup da hala aynı gönülde güzellikleri ile yaşayan insanlardan bahsetmek isterim.
İlkokul 3’ncü sınıftayım. 23 Nisan Çocuk Bayramı gösterilerine katılacağız. Babam en büyük ablamı ilkokuldayken yavru kurt yapmış.
Onun giysisi, tüm kız kardeşlerin gururla giydiği yavru kurt forması oldu. Abim de yavru kurttu ona ayrıca giysi alınmıştı, tabii erkek adam giysisi. :)
Herkesin hayranlık duyduğu bu kıyafet, ülkü insanına farklı bir özgüven ve asalet veriyordu.
Bayramlarda, Türk bayrağı ve flama taşımak, trampet çalmak ne ulvi bir çocuk sorumluluğudur, bunu yaşayan bilir!

Ne güzel bir anlatım;
“İzci, sözünün eridir. Şeref ve haysiyetini her şeyin üstünde tutar. Yurduna, milletine, ailesine ve izci liderlerine sadıktır. Başkalarına yardımcı ve yararlı olur.
Herkesin arkadaşı ve bütün izcilerin kardeşidir. Herkese karşı naziktir. Bitki ve hayvanları sever ve korur. Büyüklerinin sözünü dinler, küçüklerini sever ve korur.
Cesurdur, her türlü şartlar altında neşeli ve güler yüzlüdür. Tutumludur. Fikir, söz ve hareketlerinde açık ve dürüsttür.”

Tüm bu özellikler içinde, o atmosferi soluyan çocukların hepsi düzgün yetiştiler. Ezber yoktu yaşamlarında, kirlilik, itiş-kakış, kıskançlık, kin, nefret, hurafe, bağnazlık da…

Böyle bir bayram hazırlığı içindeydik. Ritmik trampet tınılarına kendini kaptırmış ve bayramda en önlerde yer alma duygusu ile yol almaya çalışıyorduk.  Bayram arifesinde abi ve ablaların çaldığı trampetlerin dışında elde var olan sadece 2 trampet. Onlardan biri yırtık, bir diğeri sağlam ve namzet olarak 2 kişi var. Biri ben, diğeri öğretmenimiz Ali Nekes’in oğlu Mehmet. Ya o sağlam trampet ile katılacak, ya da ben. Bir küçüğün aklı ile o zaman ki durumu değerlendirmek ise iki ayrı gözden akan birer damla gözyaşı ve kendi tarafından bir daha bakınca o trampet öğretmenin oğluna verilecek düşüncesi ve hüsran.
Hala aklıma gelince bu duyguyu bir kez daha yaşar ve sonrasında bir o kadar gurur duyarım. Ne hoş insanlara rastlamışım. O zaman farkındalığım ve şimdiki farkım…

Sevgili öğretmenim Ali Nekes, “bu sağlam trampet Zahide’nin olacak, bir diğerini tamir ettirebilirsek Mehmet’e verilecek. Olmaz ise bir sonraki bayramda Mehmet çalacak.” dedi ve her ikimizin de başını okşayarak yanımızdan ayrıldı. Hiçbir çocuğun şevki kırılmamalıydı. Öğretmeniz öğrenciler dağılınca okulda kalıp, kendi elleri ile tamir ettiği trampeti bayram sabahı ortaya çıkardı ve Mehmet’in omuzuna astı. Birbirimize ve öğretmen/babamıza gülümseyerek baktık.
Belki o zaman durumu kelimeye oturtmam mümkün değildi ama 'ayırımcılık' yapılmaması, 'saygın davranış, sevgi ve çözüm üretebilmek' gibi güzel duyguları minik dünyamda, ucu bucağı olmayan kocaman bir gönül sepetime rengarenk kurdele bağlayarak saklamışım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder