Sabah sabah okuduğum gazeteden çileden çıktığım konular…
Şeker fabrikaları kapanıp hangi kafa yapısı ile hapishane
açılır, bilen var mı? Tükettiğimiz tarım, hayvancılık ülkesinde yaratamadığımız
istihdamın suça dönüşümünü mü bekliyoruz? Ya da açlıktan, yoksulluktan,
evsizlikten, mutsuzluktan ‘yeter’ diyerek yollara düşeceğini düşündükleri halkı
bir bir yakalayıp içeri tıkmayı mı?
Kendini din adamı sanan, sakallı (sakalı bile meymenetsiz),
yaşlı-başlı, bugüne kadar yaşayıp da yüzünü ve ruhunu nura çeviremeyen, hani
derler ya “nur yüzlü” nurun minicik bir zerresi bile olmayan varlıklar…
Ancak okumadan, araştırmadan, sağdan soldan duyduğu abuk-subuk
safsata ve bağnazlıktan yararlanıp, ehil olmayan kafa yapısıyla ortada kirli
kanduralarla ortalıkta dolaşıp, kendisini besleten sözüm ona şeyh, şıh ne
olduğu belli olmayan kişilerden oluşan güruh. Aklı, yüreği, cesareti, sevgisi,
saygısı, minnet duygusu ve güzelliğe hayranlığı olmayanlar, cehalete ve
karanlığa yaslanıp ’huu’ çekerek Allah’a varacaklarını düşünüyorlar. Cennetle
insanları kandırarak, tüm soysuzluğu, yalanı, dolanı ve edepsizliği ele alarak
hatta iktidarsızlıklarını da yanlarına katarak “heyt var mı bana yan bakan”
tavırlarıyla ortalığı birbirine katıyorlar. Aslında bu bir sarhoş narasıdır,
onların ise sadece kendilerine zararı vardır. Ama bu türlerin zararı tüm masum
halka - ortada kullanılabilecekleri Araplardan kalma bir dinin en kötü halleri
var ya, zaten işlerine de geliyor- saklanabilecekleri en iyi köşe bu çünkü
kullanıma açık, çünkü cahiliz. O köşelerde örümceklenen beyinleri, ezber
yaşamlarıyla ve onlara biat eden zavallılarla vardıracakları hal ise
ihanettir!!! Bir ihanet ettiğin ülkeden beslen, bir de bu ihanete destek
verenlerden. İşte dünyalık bu! Ülke mi, Atatürk mü, onun, silah arkadaşlarının,
ülkesini sevenlerin acılı ama dirençli mücadelesi mi, minnet duygusu mu, değer
mi, ahlak mı, insanlık mı yok öyle bir şey!
Benim halamın kocası vardı amcam (aslında enişte), çocukluğumdan
beri bildiğim beyaz sakala sahip, yakışıklı, her zaman temiz pantolon, gömlek
ve ceket giyer camiye giderdi. ibadetini Allah için yapardı, siyaset için ya da
hokkabazlık olsun diye değil.
Bizleri başımız açık, mini etek giyiyoruz, bisiklete biniyoruz,
erkeklerle sohbet ediyoruz diye hiçbir şekilde eleştirmez, baskı yapmaz, aklına
kötü bir düşünce gelmezdi. (Çünkü bizim de aklımızda kötü bir düşünce yoktu.
Onlar abimiz, akrabamız, fikir birliği içindeki arkadaşlarımızdı.)
Atatürk’ü her zaman büyük saygı, sevgi ve hürmetle anardı.
Çocukların başını okşardı (yıllar sonra bunun nasıl güzel bir
enerji olduğunu okumuş ve anlamıştım),çocukları çok severdi, halama çocukları
sakın harçlıksız bırakma diye tembihlerdi, yerde taş bulsa kaldırırdı, ki
yaşlılar, körler ya da benim gibi sakarlar takılıp düşmesin diye.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder