4 Ekim 2018 Perşembe

Sevgi ve İyilik

Sevgi ve iyilik…
Kişilere göre değişen kelimeler.
Sevgi “çok sevdiğim biri” Gerçekten mi? Kim, neden, nasıl, hangi anlamda?
“Çok iyi bir insan” kim, nasıl, kime ve neye göre?
Kullana kullana eskittiğimiz iki güzel ve değerli kelime.

Sevgi; saf, temiz, dürüst, sıcacık ruhtan aynı özellikteki ruha yansıyan en ulvi duygudur. Sorguya hiç ama hiç gerek duyulmayan değerdir. Gözlerin ta içinde görülen parlaklık kadar özeldir; sarar, sarmalar, yaşar, anlatır ve anlam yükler.

23 yaşlarında iş yaşamında tanıdığım, çok iyi dost olduğum, dostluk sevgisinden hiç şüphe duymadığım, vedalaşarak İsveç’e giden ve yerleşen, hatta unutulmaya yüz tutmuşken bir zaman sonra telefonla arayıp “Seni hiç unutamadım, maddi durumumu düzeltip seni gururla aramak istedim. Buraları gördükten sonra da böyle bir ülkede, medeni, çağdaş, temiz, düzenli, dürüst, çalışkan, güler yüzlü olan seninle yaşamak istedim. Bu sevgim seni gördüğümden bu yana hiç bitmedi ve bitmeyecek” diyendir…

Sevgiyi anlatabileceğim o kadar güzel örnekler var ki, onlar da bende saklı!..

İyilik; bu beni en çok düşündürendir. İyiliği ortada dolaşan birkaç konu karşılığında anlamlandırıyorsan, durmalısın! Bana göre; doğuştan gelen, yerleştiği yerde mutlu, ölçüsü olmayan, tertemiz akan, kimsenin görmediği bir güzelliktir. Yürek, akıl ve beş duyu organının bağdaş kurduğu yerden yaşamlara uzanan sıcacık eldir. Saftır, beklenti içinde değildir.

Bir gün yan komşunun apartman görevlisinin annesi çıkıp gelir, elinde bir sürahi dolusu ayran vardır.  “Sultan teyze bu ne” diye sorarsın, der ki; “biz apartman etrafında iş yaparken senin o güzel annen tost, poğaça, kurabiye, meyve ve ayran ikram ederdi. Bu ayran annenin ruhu için. 
Annemin ölümünden sonra kuşlar da balkon etrafını terk etmiyorsa yıllardır keyif ve beklentisiz besledikleridir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder