Bir psikiyatristin hümanist gözüyle
bakması, o düşünce ve bakış açısı ile insanlara nefes olabilmesi ne güzeldir.
Bu günümüz dünyasında ‘İnsanlara
hayranım’ diyebilen kaç kişi vardır veya iyi-kötü, zengin-fakir,
sağlıklı-hasta, güzel-çirkin, eğitimli-eğitimsiz kim olursa olsun hiç ayırmadan
kocaman kucaklayabilen?
Bireysel değil önemli olan toplumsal
bakış açısıdır. Ülke insanlarımıza bakınca, acılı bir yaşam tarzı görüyoruz.
Ezilmişliğin, sevgisizliğin, saygısızlığın, hoşgörüsüzlüğün, eğitimsizliğin,
insanları getirmiş olduğu noktalar hep aynı.
İnsanlarımız boşlukta bir yerlere
savrulup gidiyor. Hastalıklı varlıklarını bir sonraki nesle farkında olarak ya
da olmadan aktarabiliyor. Evli evinde mutlu değil; paylaşmayı, güven duymayı,
sevmeyi bilmiyor. Hasbelkader eee herkes evleniyorsa ben de evleneyim, aman
evde kalmayayım, cinsel yaşamlarını ancak ve ancak bu şekilde
sürdürebileceklerini düşünerek bir araya gelmenin ruhsuzluğunu yaşayanlar. Ve
ayrı köşelerde diyalogsuz bir şekilde standart kadın-erkek muhabbetsizliği ile
zaman geçirenler. Bir de çocuk/çocuklar olduysa saç-baş süpürgesi ile ite-kaka
yaşamı sürükleyenler.
Dinin güzel taraflarını almayıp,
okuyup araştırmadan, en iyi bilenlere sormadan, yalap şalap insanların
yorumlarıyla kendilerine bir korku yaratıp iyice dibe batanlar.
Yapıyı tamamen çözebilmek için
sosyolog “Vikipedi’ye göre; sosyoloji ya da toplum bilim, toplum ve insanın
etkileşimi üzerinde çalışan bir bilim dalıdır. Düşünen, sorgulayan toplumları
ve yaşamı eleştirel şekilde inceleyebilen, analizler yapark toplumun gelişimine
katkı sağlayan bireyler yetiştirmeyi amaçlar.” olmak isterdim. Bozuk olan
genlere yapılacak bir şey yok ama bu hale neden geldiği ise çokça toplumu
oluşturan bireylerin nereden geldiği, kimlerin yetiştirdiği, nelere maruz
kaldıkları, yanlış yönlendirilmeleri ve bilmemelerinden kaynaklıdır. Önce diplere
inip, ‘insan’ a dokunmanın ne olduğunu öğretmek gerekir. Emir verilen,
dayakla, kötü muamelelerle, hiçe saymalarla yönettiğimiz köleler olmadığını defalarca
anlatmak, kendilerine nasıl sahip çıkacaklarını, saygı, sevgi ve dost sıcaklığı
içinde nasıl yaşanabileceğini bıkmadan-usanmadan empoze etmek bizim görevimiz
olmalı! Ne acıdır ki; her gün
çocuklara, kadınlara, hayvanlara yapılan eziyetler, kaçırma, öldürme, tecavüz
etme haberleri okuyoruz. Ve her gün toplum daha da çok kirleniyor, şiddetleri
çoğalıyor. İçimiz kusuyor, yaralarımız irin akıtıyor… Ve belirli bir kesim
keyfinde, her şey yolundaymış gibi eğlencesinde, egoizmin kollarında sırıtan
suratları ile cirit atıyor.
Uzun zamandır düşünüyorum, uykularım
kaçıyor. Bu durumları çok fazla içselleştiren bizler, toplumun gelişimine katkı
sağlayacak neler yapabiliriz, bunu ele alarak iyileştirme yolunu nasıl
bulabiliriz.
Ahlakı bilmeyenler, genel ahlak
kurallarını hiçe sayanlar. Kültürü bilmeyenler, her fırsatta yok etmeye
çalışanlar. Eğitimi sadece imam hatip sananlar… 02.07.2018
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder