3 Temmuz 2018 Salı

İnsanlara Hayranlık...


Bir psikiyatristin hümanist gözüyle bakması, o düşünce ve bakış açısı ile insanlara nefes olabilmesi ne güzeldir.
Bu günümüz dünyasında ‘İnsanlara hayranım’ diyebilen kaç kişi vardır veya  iyi-kötü, zengin-fakir, sağlıklı-hasta, güzel-çirkin, eğitimli-eğitimsiz kim olursa olsun hiç ayırmadan kocaman kucaklayabilen?
Bireysel değil önemli olan toplumsal bakış açısıdır. Ülke insanlarımıza bakınca, acılı bir yaşam tarzı görüyoruz. Ezilmişliğin, sevgisizliğin, saygısızlığın, hoşgörüsüzlüğün, eğitimsizliğin, insanları getirmiş olduğu noktalar hep aynı.
İnsanlarımız boşlukta bir yerlere savrulup gidiyor. Hastalıklı varlıklarını bir sonraki nesle farkında olarak ya da olmadan aktarabiliyor. Evli evinde mutlu değil; paylaşmayı, güven duymayı, sevmeyi bilmiyor. Hasbelkader eee herkes evleniyorsa ben de evleneyim, aman evde kalmayayım, cinsel yaşamlarını ancak ve ancak bu şekilde sürdürebileceklerini düşünerek bir araya gelmenin ruhsuzluğunu yaşayanlar. Ve ayrı köşelerde diyalogsuz bir şekilde standart kadın-erkek muhabbetsizliği ile zaman geçirenler. Bir de çocuk/çocuklar olduysa saç-baş süpürgesi ile ite-kaka yaşamı sürükleyenler.
Dinin güzel taraflarını almayıp, okuyup araştırmadan, en iyi bilenlere sormadan, yalap şalap insanların yorumlarıyla kendilerine bir korku yaratıp iyice dibe batanlar.
Yapıyı tamamen çözebilmek için sosyolog “Vikipedi’ye göre; sosyoloji ya da toplum bilim, toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilim dalıdır. Düşünen, sorgulayan toplumları ve yaşamı eleştirel şekilde inceleyebilen, analizler yapark toplumun gelişimine katkı sağlayan bireyler yetiştirmeyi amaçlar.” olmak isterdim. Bozuk olan genlere yapılacak bir şey yok ama bu hale neden geldiği ise çokça toplumu oluşturan bireylerin nereden geldiği, kimlerin yetiştirdiği, nelere maruz kaldıkları, yanlış yönlendirilmeleri ve bilmemelerinden kaynaklıdır. Önce diplere inip, ‘insan’ a dokunmanın ne olduğunu öğretmek gerekir. Emir verilen, dayakla, kötü muamelelerle, hiçe saymalarla yönettiğimiz köleler olmadığını defalarca anlatmak, kendilerine nasıl sahip çıkacaklarını, saygı, sevgi ve dost sıcaklığı içinde nasıl yaşanabileceğini bıkmadan-usanmadan empoze etmek bizim görevimiz olmalı!  Ne acıdır ki; her gün çocuklara, kadınlara, hayvanlara yapılan eziyetler, kaçırma, öldürme, tecavüz etme haberleri okuyoruz. Ve her gün toplum daha da çok kirleniyor, şiddetleri çoğalıyor. İçimiz kusuyor, yaralarımız irin akıtıyor… Ve belirli bir kesim keyfinde, her şey yolundaymış gibi eğlencesinde, egoizmin kollarında sırıtan suratları ile cirit atıyor.

Uzun zamandır düşünüyorum, uykularım kaçıyor. Bu durumları çok fazla içselleştiren bizler, toplumun gelişimine katkı sağlayacak neler yapabiliriz, bunu ele alarak iyileştirme yolunu nasıl bulabiliriz.

Ahlakı bilmeyenler, genel ahlak kurallarını hiçe sayanlar. Kültürü bilmeyenler, her fırsatta yok etmeye çalışanlar. Eğitimi sadece imam hatip sananlar… 02.07.2018



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder