Tüm yaşananları
yakın zaman içinde biraz daha sindirerek ve hatalarımızı görerek sıkı bir
organizasyon ve disiplin içinde ele alsak daha iyi olmaz mı acaba?
Yıllarca
yaptığımız hataları yapmaya devam etmemeliyiz. Aynı grup insanları biraz daha
sağduyu ile yaklaşıp, yerden yere vurmak yerine daha doğru nasıl ilerleriz, ona
bakmalıyız. Büyük burunla bakmaktan, bize benzemeyenleri küçümsemekten,
vazgeçmeliyiz. Aman sendeciliği bir yere bırakmak gerekiyor, nasıl olsa bir
yapan var diyemeyiz, yüzümüzü diğer tarafa çeviremeyiz. Çok bilmişliğin egoizmi
ile hareket edemeyiz. Teorimiz varsa, pratiğimiz de olmalı! Mahallemizde kimler
yaşıyor, kimlerle kol kola yürüyebiliriz, hangi anlamlı üretkenliği etrafımıza empoze
edip, uygulamaya geçip, yeni, çalışkan, paylaşmayı bilen, artı değer katacak
insanlarla yol alıp, çehreyi ve çevreyi değiştirebiliriz. Birlik, akıl, strateji
ve ahlak yoksa ne yazık ki hiçbir şey olamaz.
Hep suç ve
suçlu aramak ne kadar doğru? Bugünkü sonuçlar son iki aya ödetilemez. Sanırım
yıllardır yapılan yanlışlara yumduğumuz gözler, önümüzde bulunan net
görüntülere yeni açıldı. Ama biz hala aynı havanlarda aynı suları dövmeye devam
ediyoruz. Konuş ve yaz tek yaptığımız bu, ne yazık ki daha öteye gidemiyoruz. Çevresini
tanımayan, kimlerle yan yana olacağını, olması gerektiğini bilmeyen kapalı bir
yapı içinde debelenip duruyoruz.
Ne yazık ki
enerjimiz kendi içinde sıkışıp kalmış. Tembeliz…
Düzgün yaşam
şeklimizi yitirdik. Hastayız…
Paylaşmayı
unuttuk. Egoistiz…
Derli toplu
olmayı unuttuk. Çirkiniz…
Yaşa be Zahide. İşte bu. Yazmak varolmak. Yazmak yaşamak. Yazmak ölmemek. Ölümsüz olmak. Yüreğinin telleri iyi çalıyor, gözlerin iyi görüyor. Bakıyorum da kendi kendine yolunu bulan bir derecik gibisin. Akıyorsun. Devam canım. Hayatın elinden anıları kurtarmaya devam..
YanıtlaSilHer zaman cesaretlendiren güzel insan. Ne güzel yazmış H.K. Çağın