İstanbul’u, plazayı, işimi, ortamımı, trafiğimi, koskoca
anılarımı, yeni giysileri, körüklenen alımları elimin tersiyle itmek ve sade
kendimce üretebildiğim yaşamda var olabilmeyi 20 yaşımdan bu yana istemişimdir.
Geç kaldığım ama gene de sapsade yaşadığım bu yaşama şimdilerde adım adım
yaklaştığımı hissediyorum. Belki bu, önüne geçemediğim yoğun istek, belki
zorunluluk? Zorunluluklar, bu isteğimi erken kılacak, sevincim hüznüm bundandır…
Şehre, mahalleye, dolandığım sokaklara bir bir veda eder
gibiyim. Evin her köşesine oturup, her köşe başını, bakkalımızı, manavımızı,
kasabımızı, sevdiğim pastane, kahvehane, fırın gibi yerlere başımı uzatıp,
kokusunu bir kez daha yüreğimin orta yerine yerleştiriyorum. Sanki, sanki….
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder