Yaşam yolculuğumda ailem
dahil, karşıma çıkan güzel insanları beş duyumla dinlerken; “bir gün bende, bu bükler
gibi olacağım, benden küçüklere yaşamdaki gülleri, dikenlerini, diğer
çiçeklerin güzelliğini ve taç yapraklardaki polenleri, onların üzerinde dolaşan
canlıları, o canlıların ne ürettiğini, mis kokularını yaşarcasına anlatacağım”
demiştim.
Düşünüyorumda; o dolu
dolu-dingin yapılarını, doğal ve sade yaşam anlayışlarını, idealist
gönüllerini, dürüstçe yaşamlarını, dostluklarını-dostluğun erdemini, insana ve
tüm varlıklara saygıyı/sevgiyi, mesleklerini icra ederken saygın duruşlarını,
gözlerimle süzerek; beynimde, yüreğimde çok güzel yerler hazırlayarak
saklamışım. Bugün sevgili Melike yaklaşarak, “İlayda dışarıda sizi bekliyor ve
ağlıyor” dedi. İlk aklıma gelen cümle ağzımdan şu şekilde çıktı; “işte benim
aşklarım…” İlayda iki gözü iki çeşme “sizi özleyeceğim”, diyerek sarılmak oldu.
Bu ilk miydi, hayır değil! Gönlü açık, gözü açık insanlardan aldığım, asil
yüreklerin içten dokunuşları ve yansıması hep böyle oldu.
Saklarım, tüm güzelliklerin
saçlarını tel tel örerek saklarım, saklayacağım da…
Yekta Özen Güngör’ün Ar-ı
Duru yazısında aktardığı gibi “Övünmeyi ve öğüt vermeyi değil, örnek olmayı
yeğlerim”.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder