16 Şubat 2015 Pazartesi

Çaresizliğin acısı

Çaresizliğin acı muhabbetleri…
Kim, nereden, nasıl geliyor, karanlık dip dünyalarında ne var, neyi sorgulayalım bilemiyorum???
Bildiğim tek şey; zor şartların, çaresiz insanların, bilinçten uzak yapıya sahip, satan/satılan cinsiyet ve kişilikler, abukça yaptırdıkları/yaptığı evlilikler, kendilerini bir cehennemden uzaklaştırıp, bir başka cehenneme sokulan minc,k minnacık gençler...
Adamın ve kadının ne olduğu öğretilmeden/öğretilemeden midesi aç, gözü aç, bedeni aç insanların yaşama salınmaları, hiç düz bakamamışlar, hep dönük olan gözleri ona, buna, şuna saldırmayı yaşam olarak bilmişler.
Özgürlüğümüze/açlığımıza/hanemize/kişiliğimize/kadınlığımıza/erkekliğimize/hayvanlarımıza/bitkilerimize en önemlisi insanlığımıza edilen tecavüzün acısını/şiddetini azaltmanın yok etmenin çabası cafe ve ev köşelerindeki fiskos masalarında ya da yavaş yavaş rakımızı yudumladığımız meyhane masalarında teselli olarak kalmasın.
O vahşileri doğuran anne kim, baba kim, hangi tohumdan üretiliyor, yetiştiriliyor hangi çevre besliyor onları, hangi eğitimin sapkınlığında ortalığa salınıyor?
Cinsiyete dair katı/acı/ruhtan uzak sıradan insanların ortaya çıkardığı dinsel tabloyu öldürmek gerek! İnsana/insanlığa (kadın/erkek değil) dair dinsel tabloyu da insanca yaşamaya uygulamak gerek!

Kendi adıma; bilinçli olmak, bilinç yaratmak, insanı, insanın ne olduğunu, ne olabileceğini sabırla, sevgiyle tek tek anlatmak istiyorum. Artık bunları yapmalıyız!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder