Baktım ki, Hatay’dan gelen, doğal ürünler satan güzel kadın,
dükkan önünde oğlu ile kahvaltı ediyor. Sıcacık davet edildim, kırmadım
oturdum, hemen çay geldi, karnım tok dediğim halde ev yapımı ekmek üzerine doğal süt kaymağı ve annesinin
yaptığı rende turunç reçelini üzerine sürdü ve elime bıraktı. Gel de yeme?
Sohbete başladık; “bilirsiniz Hatay’da tüm dinden insanlar
var; gül gibi geçinip giderdik, biri yemek pişirdiyse, din, ırk, renk, cins
sorgulamadan, bir diğerine kaplar içinde yemeğinden ikram ederdi. Eğer biri unutulduysa,
unutulan kişi hatırlatılırdı. Hepsiyle bir bütünlük içinde sorgulamadan
yaşardık, çünkü herkes sevilmeye, saygıya, saygı duyulmaya layık insanlardı" Paylaşılamayan
ne var, kim nasıl oyunlar oynuyor, nedir bu ülkenin hali?
Neden bu kadar ayrıştık ve birbirimize kötü bakar olduk” dedi. Ve devam etti: Yıllardır bu dükkan ve aynı apartmanda oturduğumuz komşularımız var, bir gün merak edip, ayaklarını dükkana bir “günaydın” demek için bile uzatmadılar. Halbuki biz Hatay’da iken, kim neyi daha iyi yapıyorsa, kim ne üretiyorsa ya da yetiştiriyorsa etrafımızdaki insanlar nasiplensinler diye onlardan alış veriş yapar, birbirimize destek olurduk. Bu nasıl kıskançlık, hasetlik ve kendinden, çevresinden uzaklaşmaktır, iyi iş yapanlardan, yaşamını çaba ile yürütmeye çalışanlardan, duruşunu değiştirmeyen saygın insanlardan alıp veremedikleri nedir? Nedir bu çekememezlik?
Neden bu kadar ayrıştık ve birbirimize kötü bakar olduk” dedi. Ve devam etti: Yıllardır bu dükkan ve aynı apartmanda oturduğumuz komşularımız var, bir gün merak edip, ayaklarını dükkana bir “günaydın” demek için bile uzatmadılar. Halbuki biz Hatay’da iken, kim neyi daha iyi yapıyorsa, kim ne üretiyorsa ya da yetiştiriyorsa etrafımızdaki insanlar nasiplensinler diye onlardan alış veriş yapar, birbirimize destek olurduk. Bu nasıl kıskançlık, hasetlik ve kendinden, çevresinden uzaklaşmaktır, iyi iş yapanlardan, yaşamını çaba ile yürütmeye çalışanlardan, duruşunu değiştirmeyen saygın insanlardan alıp veremedikleri nedir? Nedir bu çekememezlik?
Ağaç, çiçek, toprak derken; dükkan önündeki minik bahçeyi
cennete çeviren bu duyarlı kadına, kötü-müsrif-ne yapmaya çalışıyorsun diye,
suyunu kesen, gidip yönetime, o da yetmiyormuş gibi belediyeye şikayet eden apartman komşusu var, su ise kuyu
suyu…
Güzelliği, estetiği, özeni, birliği, yetiştirmeyi,
selamı-sabahı, en önemlisi, insanı, doğayı bilmeyen, salakça, hatta aptalca, kendini ispatlamaya çalışan ve kendinden bir şey katmadan yaşayan insanlarla
vardığımız yer neresi olacak acaba?
Gene aynı gün, komşumdan sos yapmak için tencere almaya
çıktım, çikolata sevdiğini bildiğim için, ona çikolata götürdüm, sohbet ettik,
yeni yaptığı sıcacık patates ve peynirli gözlemeden elime tutuşturdu. Kapıda
karşılaştığım Damlacığım, Zahide abla sokağa çıkıyorum, bir şeye ihtiyacın var
mı diye sordu. Daha mı, yazılacak ve anlatılacak o kadar çok şey var ki...
İşte benim güzel insanlarım;
Türk mü, Kürt mü, Boşnak mı, Arnavut mu, Alevi mi, Hristiyan mı, Musevi mi, sorgusuz-sualsiz kabul ettiğim tüm bu
insanları yüreğimde gezdiriyorum.
Peki, neden hep birlikte bir savrulmanın çirkinliğini, kanlı
günleri yaşıyoruz?
zahideciğim... 💜
YanıtlaSilCanım, evet ???? o kadar çok ki...
Sil