Yaşadığımız ülke dönüşüyor; yaşadığımız şehir, ilçe, köy,
mahalle dönüşüyor…
Kimliklerimiz dönüşüyor, insanlarımız dönüşüyor,
dostluklarımız dönüşüyor… Ve doğamız; iklimimiz, tertemiz denizimiz, gölümüz,
hayvanlarımız, bitkilerimiz dönüşüyor. Ve elbette ki atıklarımız!!!
Dönüşümlerimiz; bir bilinmeyene, bir yok oluşa doğru mu gidiyor?
Pazar günü evlerine gittiğimde; güzel ruhlu, yakışıklı, dingin ruhlu insan, sevgili abim; kolilerin yığılmış olduğu salonda bir koltuğa oturmuş, ağacı, kuşları karşısına almış, onları seyrediyordu. “Evet, taşınacağız ama güvercinlerim, kumrularım ne olacak, onlara kim yem verecek, ya o sırtında güzel kuşları taşıyan yemyeşil yapraklı ağacımı/ağaçları ne yapacaklar” dedi. Ben de abicim “Üzülme, onlar da seninle gelir” derken içim sızladı. (Biliyordum acımasızca başlarına gelecekleri, kuşların her sabah yem bekleyeceklerini, ağaçların bir balta ya da keski ile yerle bir olacaklarını…). Gözlerinde ıslaklık “Gelmezler, gelemezler” dedi.
Seviniyoruz; temiz ev, tebdil-i mekan, aman binamızın değeri artacak derken, gidiyor olan/gitmiş yok edilmiş anıları, değerleri, dokunuşları, oluşturulanları hep göz ardı ediyoruz.
Aslında hepimiz biliyoruz -ki gidenler bir daha geri gelmeyecek...
Yüreğinize sağlık, ne güzel yazmışsınız. Maalesef dönüşüyor, dönüştürülüyoruz. Geçmişe,eskiye özlem çok... Ama geri gelmiyor ....
YanıtlaSilNe yazık ki, Canancım. Teşekkürler.
Sil