14 Temmuz 2012 Cumartesi

Bartın-İnkumu-Amasra arası minik anılar

Üç-beş günlük hoş bir tatildi yaşadıklarım. Tüm tanıdıklardan-bildiklerden uzak ama kendinden asla uzak olamayacağın kısa bir kaçış. Yanında senden birileri olsa sorumluluğu taşımak gerek, ama yeni insanlara "sevecen bir merhaba" hiç bir yükümlülük getirmeyeceğini düşünmek nasılda huzurlu kılar insanı.
Yollarda kovadan boşalırcasına yağan yağmur, elimde Jack London'ın "beyaz diş" kitabı ile sonsuzluğa uzanır gibi yemyeşil-masmavi kollara uzanmak...
İnsanlar insan olanın farkındalar. Küçük bir gülümseme, ince bir dokunuşla fethedemeyeceğin bir gönül olmadığının ispatı.Çünkü o kadar sevilmeye, saygı duyulmaya ve ilgiye ihtiyaç var ki; saf gönüllerde onu yakalayınca mutlu oluyorsun/mutlu ediyorsun.
Tertemiz bir garsona balınız var mı diye sorduğunda, aldığın cevap maalesef olup, 2 dk sonra elinde 2 minik bal ile çıkıp gelen güleryüzlü garsonumuz.
Çay içip parasını ödemek isteyince, "sen bizim misafirimizsin" diyen asker bir genç. Amasra turununa çıktığında "size bu jestimizdir" deyip sadece 5 TL alan tekne sahibi.
Galar pazarında üç-beş meyva alıp, sadece onlara nasılsınız deyip fotoğraflarını çektiğinde köylerine davet edip sebzeleri nereden topladıklarını göstermek isteyen yüce gönüllü kadınlar.
İşte benim memleketimin insanları, benim kadar duru ve tertemiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder