Ekolojik
sistemin konuşulduğu, dengeleme ve sürdürülebilirlik çabaları içinde olan
insanoğlu ileriye mi geriye mi adım atılması gerektiği konusunu tartıştığı
yerde, 80 yıl önce Türkiye’de köy enstitüleri A’dan Z’ye ekolojik eğitimi başlatmıştı.
Doğanın bütünlüğü bozulmamalıydı. Doğanın hiçbir varlığı yok sayılmamalıydı.
Canlı cansız her bir şeyin birbirine ihtiyacı vardır ve bu bir dengedir, bunu
göz ardı etmenin bedelini hep birlikte ödedik, ödüyoruz ve ödenecek...
Duru görü, öngörü, vizyon, strateji sahibi dünya lideri Atatürk ve İnönü’nün
başlattığı, en seçkin ekip arkadaşlarının projeyi hayata geçirdiği yönetici,
öğretmen, muhtar, köylü ve ilgili kuruluşlar ile el ele yürütülmüştü.
Kooperatifçilik,
tarım ve hayvancılık, traktör kullanımı, konservecilik eğitimi veriliyor. Ulusal eğitimin
gelişmesine paralel olarak köy enstitülerinde eğitim süresinin 5 yıl olması, derslerin
yarısı kültür dersleri, öbür yarısı ise tarım dersleri ve çalışmalarıyla teknik
dersler olarak 3 grupta verilmesi kararlaştırılmıştı. Tabiata dair her konu üzerinde inceleme,
gözlem, deney, karşılaştırma, görme, düşünme, gördüğünü güzel anlatabilme ve
güzel yazmak misyonu ile hareket ediliyordu.
Doğup
büyüdükleri tabiata ne surette uyduklarını öğretmek, insanlarla yer küre
arasındaki münasebeti tanıtmak. Tabiat ve coğrafya bilgisine hakim olmak.
Ormanları korumak ve yeni ormanlar kurma girişimleri vardı.
İ. Hakkı Toguç’un isteklerinden biri de tohum müzesi kurma hayalleriydi, her milli ve kaliteli tohumdan bulundurmak ve çiftçiye dağıtmak. Ayrıca müze içinde tohum saçan çiftçi heykeli semboliyle daha çok anlam katmak planlanmıştı ama enstitünün o yıllarda bu projeyi hayata geçirmeye ömrü vefa etmedi.
Çünkü emperyalizmin kolları ve dışarıya bağımlılık o zamanki demokrat parti iktidarının kan kardeşi oldu.
Çöküşünü, her fırsatta bu oluşumu başlatan, destekleyen, had safhada çaba
gösteren, yoktan var etmeye çalışan, manevi bağ ve sevgisine, hatta daha ileriye
götürme hedeflerine rağmen İnönü’ye mal eden güruhun kalan üyeleri ve torunları
utanmalılar.
İşte yaşaması
gereken, bilinçli, bilgili, üretken, yapıcı, çare bulucu, çalışkan bir ruh ile ülkesinin geleceğini her konuda düşünen
insanların elinden alınan enstitü önemini anlayamayan veya kişisel çıkarları ağır
bastığından anlamak istemeyenler, bir süre sonra, bağnaz kafa yapısı içinde
fesatlık ve asılsız iftiralarla
karalanarak bu güzel oluşumu tarihe gömmeye mahkum ettiler.
İlk duyduğumda ilkokul 5'nci sınıftaydım. Sonrasında bir sürü kitap okudum, oluşumun içinde yürekle, akılla, beceriyle var olan gerçek kişilerden dinlediğim, enstitü için hala içim acır.
"Kafaları mazinin demir çemberi içinde kitlenen milletin vay hakline, İnönü"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder