14 Ocak 2015 Çarşamba

Öz mü, zaman mı?

Bitmeyen hikayeleri bitirmek, yolları açıp ilerlemek, huzuru dünyalara yerleştirmek gibi yaşamın tam ortasında yürümek istiyorum.
Eskiden uzun uzun yazar, uzun uzun konuşurdum. Şimdilerde bakıyorum da, yazdıklarım hep özet cümlelerden, konuşmalarım da sadece iki kelimelik dinlemelerden ibaret! 

Öz/özümseme, deneyim, zaman… Öz olması zamanın bana yansıttığı yetersizlik mi, yoksa özün zamana yansıması mı? Bir yığın olarak yaşamıma oturmuş insanlar, olaylar, sağdan soldan dokunan, çözüm bekleyen konular, teselli isteyen insanlar…


Tüm bunların üstüne çıkan içsel mutluluğum, huzurum ve gülümsemelerim. Ve dış etkenlere karşı gelişmiş olan kulaklarım, gözlerim, burnum, dilim ve ellerim…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder