23 Haziran 2013 Pazar
Çağrışımlar...
Gençlik yıllarımın güzel günleri. Direnişlerimin getirileri. Özgürlük ve demokrasi içinde yaşamın en güzel tatları. O zamanlar da istediklerim güzellikleri ön plana çıkarıp, yaşamlara güzel yaşamlar katarak yaşamaktı. Şimdide aynı şeyleri düşünüyorum. Germeden gerilmeden, silaha sarılmadan, yakıp-yıkmadan, yok edişleri ve yok olmaları gündeme getirmeden sakince dinleyip sakince yaralara merhem olmak o kadar zor olmasa gerek. Vatanımızın her karesi öpülecek kadar değerli. Bu vatan kolay kazanılmadı, Cumhuriyet kolay kurulmadı. Laiklik çağdaşlığın en güzel örneğidir. Bunu yok etmeye çalışmanın hiç bir anlamı yoktur.
Gezi Parkı direnişi bana çok şey çağrıştırdı. İnsanca direniş, insanca duruş, insanca anlatış ne kadar anlamlı. Hani şapka çıkarılacak bir davranışın içinde hissediyorum kendimi.
Suyun, gaz bombasının, baskının, tutuklanmanın olmadığı sadece güzelliklerin ön plana çıkarılabileceği bu yapıda; biraz kulak vererek, biraz daha geniş bakarak ülkeyi cennete çevirmek varken, yapılanlar affedilir değil. Özellikle dün o canım karanfillerle yola çıkan gençlere yapılanlar ise hiç ama hiç affedilir değil...
'Ben' yok edilmediği müddetçe tekamül etmek çok ama çok zordur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder