1 Ekim 2011 Cumartesi

Yağmurun sırılsıklam ıslatmaya çalıştığı

Uzun yaz günlerinin sere serpe keyfi güzel, bir de yakınında pırıl pırl deniz olursa, doyumsuzdur yaz günleri. Sıcak-ılık esintiyle gelen yasemin, melisa, biberiye kokularıyla birlikte, tuzlu sudan çıkmış bedenin ipekler içindedir.
Öyle bir ortamda yağmur aklına bile gelmez. Ta ki, gözlerin yaşla doluncaya kadar...
Yağmur yağıyor kirli İstanbul sokaklarında. Toprağın kokusu saklanmış asfaltın yamalı bohça yollarında. Düşen yağmur taneleri, sevgilinin göz yaşları gibi düşer tenine. Acıtır, Sızlar yüreğin. Halbuki yağmurda ıslanmak zevktir, yaşadığını hissedersin. Peşpeşe düşen damlacıklar süzülürken, tenin yıkanır yaşadığını hissedersin. O damlalar ki...Hiç bir şekilde anlatılamaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder